Yargıtay CGK Kararı: İstinafta Sarkıntılık Vasıf Değişikliği İçin Duruşma Şart (2024/567)
Bölge adliye mahkemesi, duruşma açmadan ilk derece mahkemesinin cinsel istismar mahkûmiyetini kaldırıp eylemi sarkıntılık düzeyinde sayarak yeni bir mahkûmiyet hükmü kuramaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu sonuca 12.02.2025 tarihli kararında, ikinci müzakerede ve oy çokluğuyla ulaştı. Aşağıda bu sarkıntılık Yargıtay kararı, künyesi, gerekçesi ve uygulamadaki karşılığıyla ele alınıyor.
Kararın önemi, sarkıntılık ile basit cinsel istismar arasındaki ayrımın dosya üzerinden yapılamayacağını ortaya koymasıdır. Ayrımı belirleyen anilik, kesintililik ve süreklilik gibi olguların değerlendirilmesi, duruşma ve savunma güvenceleriyle birlikte yapılmalıdır. 2026 itibarıyla istinaf dosyalarında bu çerçeve doğrudan uygulanmaktadır.
| Mahkeme | Yargıtay Ceza Genel Kurulu |
|---|---|
| Esas / Başvuru | 2024/567 |
| Karar | 2025/62 |
| Karar tarihi | 12.02.2025 |
| Konu | Bölge adliye mahkemesinin duruşmasız suç vasfı değiştirerek sarkıntılıktan mahkûmiyet kurması |
| İlgili mevzuat | TCK m.103/1; CMK m.226, m.280, m.303, m.308 |
Kısaca
- İlk derece mahkemesi eylemleri çocuğun cinsel istismarı olarak nitelendirip mahkûmiyet kurdu.
- Bölge adliye mahkemesi duruşma açmadan eylemleri sarkıntılık düzeyinde saydı ve cezayı azalttı.
- Genel Kurul, CMK 280 ve 303’teki sınırlı düzeltme hâllerinin vasıf değişikliğine izin vermediğini belirtti.
- Onama kararı kaldırıldı, bölge adliye mahkemesi kararı bozuldu.

Sarkıntılık Yargıtay kararına konu olay ve yargılama süreci
Bir çocuk koruma kurumunda gece görevi yapan sanık hakkında, kurumda kalan iki çocuğa yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan dava açıldı. Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi 23.03.2021 tarihinde sanığı her iki mağdur yönünden mahkûm etti. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesi 24.11.2021 tarihinde, duruşma açmaksızın eylemleri sarkıntılık düzeyinde değerlendirdi ve TCK 103/1 ikinci cümle uyarınca daha düşük cezalarla yeni hüküm kurdu.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi bu kararı onadı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını Daire çoğunlukla reddedince dosya Ceza Genel Kuruluna gönderildi.
Kararda çözülen hukuki sorun
Uyuşmazlık, bölge adliye mahkemesinin duruşma yapmadan suç vasfını değiştirip yeni bir mahkûmiyet hükmü kurup kuramayacağıdır. Alt derece mahkemeleri olayı farklı görmüştü: ilk derece mahkemesi eylemlerde belli bir süreklilik ve yoğunluk görmüş, bölge adliye mahkemesi ise eylemlerin ani ve kesintili gerçekleştiğini, süreklilik göstermediğini kabul etmişti. Genel Kurul bu ölçütlerin esasına girmeden, ayrımın hangi usulle yapılacağı sorusunu çözdü.

Yargıtay’ın değerlendirmesi
Genel Kurul, CMK 280 ve 303’te sayılan düzeltme hâllerinin sınırlı olduğunu ve savunma hakkına doğrudan ilişkin bulunduğunu vurguladı. Bu istisnalar, mahkûmiyet hükümleri bakımından genişletici yoruma ya da kıyasa açık görülmedi. Kararın kilit cümlesi şöyle:
“Öncelikle CMK’nın 280. ve 303. maddelerinin böyle bir ıslaha/düzeltmeye izin vermediği görülmektedir.”
Genel Kurula göre bölge adliye mahkemesi bir derece mahkemesidir ve istinafta asıl olan, hukuka aykırılığın duruşma yapılarak giderilmesidir. Duruşma; aleniyet, çelişmeli yargılama, silahların eşitliği ve yüz yüzelik ilkeleriyle sanığın hazır bulunma ve savunma hakkının parçasıdır. CMK 226 uyarınca sanık, suç vasfının değişmesinden önce bilgilendirilip savunma imkânı bulmadıkça başka bir hükümle mahkûm edilemez. Bu nedenle bölge adliye mahkemesi, duruşma açmaksızın suç vasfını değiştirerek yeni bir mahkûmiyet hükmü kuramaz. Eksik araştırma sorunu ise ulaşılan sonuç nedeniyle görüşülmedi. Bir üye karşı oy kullandı.
Kararın uygulamaya etkisi: cinsel istismar dosyalarında ne anlama gelir?
Karar, sarkıntılık ile basit cinsel istismar arasındaki ayrımın dosya üzerinden yapılan bir hukuki nitelendirme işlemine indirgenemeyeceğini gösteriyor. Eylemin kısa süreli ve ani olup olmadığı, kesintiye uğrayıp uğramadığı gibi sorular delillerin doğrudan tartışılmasını gerektiriyor.
Bu kararın dikkat çeken yönü, vasıf değişikliği sanık lehine sonuç doğursa bile usul güvencesinin aranmasıdır. Bozma sonrası dosya bölge adliye mahkemesine döner ve duruşmalı inceleme yapılır; sonucun ne olacağı yeniden yapılacak değerlendirmeye bağlıdır. İstinaf aşamasında sarkıntılık tartışması yapılacaksa duruşma talebinin açıkça ileri sürülmesi ve ek savunma hakkının hatırlatılması önemlidir.
İlgili mevzuat ve benzer durumlar
| Düzenleme | Bu kararla ilişkisi |
|---|---|
| TCK m.103/1 | Çocuğun cinsel istismarı ve sarkıntılık düzeyinde kalan hâli |
| CMK m.226 | Vasıf değişikliğinde ek savunma hakkı |
| CMK m.280 | Bölge adliye mahkemesinin istinaf incelemesindeki karar türleri |
| CMK m.303 | Duruşma açılmadan düzeltilebilecek sınırlı hâller |
Benzer bir usul sorunu, Yargıtay’ın bozmasından sonra yapılan yargılamada suç vasfı değiştiğinde de gündeme gelir; her durumda ek savunma hakkı gözetilmelidir.
Sık Sorulan Sorular
Sarkıntılık ile basit cinsel istismar nasıl ayrılır?
Bu dosyada alt derece mahkemeleri eylemin ani ve kesintili olup olmadığına, süreklilik ve yoğunluk taşıyıp taşımadığına baktı. Genel Kurul bu ölçütlerin esasına girmedi; ayrımın ancak duruşmalı bir incelemeyle, delillerin doğrudan tartışılarak yapılabileceğini kabul etti. Somut olayın özellikleri her dosyada ayrıca incelenir.
Lehe vasıf değişikliği için de duruşma gerekir mi?
Genel Kurula göre CMK 280 ve 303’teki düzeltme hâlleri sınırlıdır ve kıyasla genişletilemez. Bu nedenle bölge adliye mahkemesi, sonuç sanık lehine olsa bile duruşma açmadan suç vasfını değiştirip yeni bir mahkûmiyet hükmü kuramaz. Bu kural savunma hakkının korunmasına hizmet eder.
Bozma kararından sonra ne olur?
Dosya bölge adliye mahkemesine gönderilir ve istinaf incelemesi usulüne uygun biçimde, gerekirse duruşma açılarak yeniden yapılır. Eylemin hangi düzeyde kaldığı sorusu bu aşamada delillerle birlikte değerlendirilir; sonucun ne yönde olacağı yeni incelemeye bağlıdır. Taraflar bu aşamada yeni delil ve talep sunabilir.
Bu karar ilk derece mahkemesindeki savunmayı nasıl etkiler?
Karar istinaf usulüne ilişkin olsa da, eylemin düzeyine ilişkin tartışmanın ilk derece aşamasından itibaren delillerle kurulması gerektiğini hatırlatır. Kamera kayıtları, tanık anlatımları ve olayın süresine ilişkin veriler, sarkıntılık değerlendirmesinde belirleyici olabilecek unsurlardır ve dosyaya erken aşamada kazandırılmalıdır.
Karar ve mevzuat kaynakları
Diğer karar incelemeleri için İçtihatlar bölümüne, ceza hukukundaki genel konular için ceza hukuku ve ceza muhakemesi hukuku sayfasına bakabilirsiniz.
İlgili makaleler
- Basit Cinsel İstismar ve Sarkıntılık (TCK 103/1): Cezası, Farkları ve Görevli Mahkeme
- Ceza Muhakemesinde İstinaf (CMK 272): 2 Haftalık Süre, Kesin Kararlar ve Temyiz
- Çocukların Cinsel İstismarı (TCK 103): Cezası, Soruşturma Süreci ve Mağdur Hakları
- Ceza Davasında Temyiz: Yargıtay’a Başvuru Süresi, Temyiz Edilemeyen Kararlar ve Süreç

Yazar hakkında
Ankara Barosuna kayıtlı avukat (Sicil No: 19638), Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2006 mezunu. Ceza uzlaştırmacısıdır; Adalet Bakanlığı arabulucu siciline ve TÜRKPATENT marka vekilliği siciline kayıtlıdır. Ankara Barosu CMK Merkezi, Bilişim Kurulu ve Fikri Mülkiyet ve Rekabet Kurulu üyesidir.
Bu inceleme 4 Kasım 2026 tarihinde hazırlanmıştır. Kararın tam metni için resmî kaynağa başvurulmalıdır.
Somut durumunuz için hukuki değerlendirme
Bir kararın dosyanıza uygulanıp uygulanamayacağı olayların ayrıntısına ve usul aşamasına bağlıdır. Dosyanızı bir avukatla birlikte değerlendirmeniz önemlidir.
Telefon: 0 532 714 50 45 · E-posta: bilgi@ahmetgokhanmutlu.av.tr · İletişim ve adres bilgileri
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır, somut durum için hukuki danışmanlık alınmalıdır.


