Yağma suçu Yargıtay kararı kapak görseli

Yargıtay CGK Kararı: Yağma Suçunda Faydalanma Amacı ve Zorla Alınan Telefon (2015/709)

Karar incelemesi ·Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu karar metni·Yazar: Av. Ahmet Gökhan Mutlu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 26.01.2016 tarihli kararında, cebir ve tehdit kullanarak telefonu alan ancak bunu yalnızca arama kayıtlarına bakmak için yapıp telefonu kullanmadan geri veren sanığın eyleminde yağma suçunun manevi unsurunun oluşmadığına hükmetti. Kurul’a göre yağmadan söz edebilmek için malın faydalanma amacıyla alındığının sabit olması gerekir. Aşağıda bu yağma suçu Yargıtay kararı, künyesi, gerekçesi ve uygulamadaki karşılığıyla ele alınıyor.

Karar, zor kullanılarak gerçekleşen her alma olayının kendiliğinden yağma sayılmayacağını gösteriyor. Bu tür dosyalarda silahla tehdit veya kasten yaralama gibi başka suçlar gündeme gelebilir. 2026 itibarıyla da faydalanma amacının ispatı, yağma suçlamasıyla karşılaşan sanıklar için savunmanın ana eksenlerinden biri olmayı sürdürüyor.

Karar künyesi
MahkemeYargıtay Ceza Genel Kurulu
Esas / Başvuru2015/709
Karar2016/33
Karar tarihi26.01.2016
KonuYağma suçunda faydalanma amacı (manevi unsur)
İlgili mevzuatTCK m.148, m.106, m.86

Kısaca

  • Yağma, cebir veya tehdit kullanılarak işlenen ve hırsızlıkla ortak unsurları paylaşan bileşik bir suçtur.
  • Malın faydalanma amacıyla alındığı sabit olmadıkça yağmanın manevi unsuru oluşmaz.
  • Telefonu arama kayıtlarını incelemek için alıp kullanmadan iade etmek bu amacı göstermeye yetmedi.
  • Eylem, silahla tehdit ve kasten yaralama suçları yönünden yeniden değerlendirilmek üzere bozuldu.
Yargıtay CGK 2015/709 E. 2016/33 K. yağma kararı künye kartı
Yağma suçunda manevi unsura ilişkin Ceza Genel Kurulu kararının künyesi

Yağma suçu Yargıtay kararına konu olay ve yargılama süreci

Karara konu dosyada sanık ile mağdure bir süredir birlikte olan iki arkadaştı. Sanık, mağdurenin başka biriyle ilişkisi olduğundan şüphelenerek evine gitti, orada onu tehdit etti ve silahın kabzasıyla vurdu. Ardından mağdurenin elindeki telefonu aldı ve arama kayıtlarını kontrol etmeye çalıştı. Mağdure kaçarak polise başvurdu. Telefon bir süre sonra kullanılmadan iade edildi; mağdurenin yaralanması basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek düzeyde kaldı.

Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesi sanığı yağma suçundan mahkûm etti, Yargıtay 6. Ceza Dairesi de hükmü onadı. Hakaret ve konut dokunulmazlığının ihlali iddiaları yönünden ise kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, yağma hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek itiraz yoluna gitti ve dosya Ceza Genel Kurulu önüne geldi.

Kararda çözülen hukuki sorun

Kurul’un çözmesi gereken uyuşmazlık, yağma suçundan cezalandırılan sanığın eyleminin hukuki nitelendirmesiydi. Başka bir deyişle soru şuydu: Cebir ve tehdit kullanılarak bir eşyanın alınması, failin o eşyadan yararlanma amacı taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın yağma sayılabilir mi?

Bu sorunun önemi, yağma ile hırsızlık arasındaki ilişkiden kaynaklanıyor. Kurul’un da vurguladığı gibi iki suç aynı ortak unsurlara sahiptir ve ayrıldıkları tek nokta, yağmada cebir veya tehdidin kullanılmasıdır. Bu nedenle hırsızlıkta aranan manevi unsur, yağmada da aynen aranır.

Yağma suçunda faydalanma amacına ilişkin Yargıtay kararının özet tablosu
Ceza Genel Kurulu, amaç unsuru sabit olmadan yağma hükmü kurulamayacağını belirtti

Yargıtay’ın değerlendirmesi

Ceza Genel Kurulu, yağmayı başkasının zilyetliğindeki taşınır malın, zilyedin rızası dışında ve faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanılarak alınması olarak tanımladı. Kurul’a göre yağma birden fazla hukuki değeri koruyan bileşik bir suçtur ve yapısı iki aşamalıdır:

“Yağma suçu amaç ve araç hareketlerden oluşan bir suçtur.”

Somut olayda Kurul, sanığın telefonu satmak ya da kendi yararına kullanmak amacıyla aldığına dair bir tespit bulunmadığını belirtti. Telefonun arama kayıtlarını incelemek için alındığı ve kullanılmadan iade edildiği anlaşıldığından, faydalanma amacı sabit görülmedi ve yağmanın unsurları itibarıyla oluşmadığı sonucuna varıldı. Kurul, sanığın eylemlerinin bunun yerine silahla tehdit ve kasten yaralama suçlarını oluşturabileceğinin kabulü gerektiğini ifade etti.

Kurul ayrıca Anayasa Mahkemesinin TCK m.53’e ilişkin iptal kararı nedeniyle TCK m.53 uygulamasının yeniden ele alınması gerektiğine işaret etti. Sonuçta itiraz kabul edildi, Özel Dairenin onama kararı kaldırıldı ve yerel mahkeme hükmü bozuldu. Kurul, sanığın başka bir suçtan tutuklu ya da hükümlü olmaması hâlinde tahliyesi için yazı yazılmasına da karar verdi. Karar oyçokluğuyla alındı; on üç üye karşı oy kullandı.

Kararın uygulamaya etkisi: yağma dosyalarında ne anlama gelir?

Kararın en önemli sonucu, yağma suçlamasında ispat yükünün yalnızca cebir ve tehdide odaklanamayacağıdır. Malın neden alındığı, alındıktan sonra ne yapıldığı, satılıp satılmadığı, kullanılıp kullanılmadığı ve ne zaman iade edildiği, nitelendirmeyi doğrudan etkileyen olgulardır. Bu nedenle soruşturma aşamasında verilen ilk ifadenin, olayın arka planını ve eşyanın akıbetini açık biçimde ortaya koyması büyük önem taşır.

Uygulamada taraflar arasında duygusal ya da ekonomik bir ilişki bulunduğunda bu soru daha sık gündeme gelir. Ceza farkı da belirgindir: yağmanın temel şekli için TCK m.148/1 altı yıldan on yıla kadar hapis öngörürken, silahla tehdit için öngörülen ceza iki ile beş yıl hapistir. Yine de kararın bir sınırı vardır: amaç unsuru somut olayın delillerine göre belirlenir ve eşyanın iade edilmiş olması tek başına her dosyada aynı sonucu doğurmaz. Yağmanın temel unsurlarını ayrıntılı görmek için yağma suçu ve cezası yazımıza bakabilirsiniz.

İlgili mevzuat ve benzer durumlar

Yağma ile yakın suç tipleri arasındaki sınır, çoğunlukla amaç unsuru ve alacak ilişkisi üzerinden çizilir.

HükümKapsamı
TCK m.148Yağmanın temel şekli: cebir veya tehditle malın alınması
TCK m.149Silahla veya birden fazla kişiyle işlenen nitelikli yağma
TCK m.150/1Hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili için cebir veya tehdit kullanılması
TCK m.106Tehdit; silahla işlenmesi nitelikli hâldir
TCK m.86Kasten yaralama

TCK m.150/1, hukuki bir ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla cebir veya tehdit kullanan kişinin yağmadan sorumlu tutulmayacağını, yalnızca tehdit veya kasten yaralama gibi suçlardan cezalandırılacağını düzenler. Bu hüküm, incelenen karardaki mantığa yakın bir sonuç doğurur.

Sık Sorulan Sorular

Birinin telefonunu zorla almak her zaman yağma mıdır?

Hayır. Bu karara göre cebir veya tehditle alma tek başına yeterli sayılmaz; telefonun faydalanma amacıyla alındığının da sabit olması gerekir. Telefon yalnızca içeriğine bakmak için alınıp kullanılmadan iade edildiyse, eylem tehdit veya yaralama gibi başka suçlar yönünden değerlendirilebilir.

Yağmanın manevi unsuru nedir?

Yağmanın manevi unsuru, failin malı kendisine veya başkasına yarar sağlamak amacıyla almasıdır. Ceza Genel Kurulu, hırsızlıkta aranan bu amacın yağmada da aynen arandığını, iki suçun yalnızca cebir veya tehdit kullanılması bakımından ayrıldığını belirtmiştir. Bu nedenle cebir veya tehdidin varlığı kadar, malın hangi amaçla alındığı da delillerle ortaya konmalıdır.

Eşyanın iade edilmesi yağma suçlamasını ortadan kaldırır mı?

Kendiliğinden kaldırmaz. İade, faydalanma amacının bulunup bulunmadığını gösteren delillerden biridir. Bu kararda telefonun kullanılmadan geri verilmesi, alma amacının arama kayıtlarını incelemekle sınırlı kaldığını gösteren olgular arasında değerlendirilmiştir. İadenin zamanı ve eşyanın kullanılıp kullanılmadığı da bu değerlendirmede önem taşır.

Bu durumda sanık hangi suçlardan yargılanabilir?

Kurul, somut olayda eylemin silahla tehdit ve kasten yaralama suçlarını oluşturabileceğini belirtmiş ve dosyayı bu yönden yeniden değerlendirme için yerel mahkemeye göndermiştir. Hangi suçun oluştuğu, her dosyanın kendi delillerine göre belirlenir. Bu suçların cezaları yağmaya göre belirgin biçimde daha düşüktür.

Diğer karar incelemeleri için İçtihatlar bölümüne, ceza hukukundaki genel konular için ceza hukuku ve ceza muhakemesi hukuku sayfasına bakabilirsiniz.

Av. Ahmet Gökhan Mutlu

Yazar hakkında

Av. Ahmet Gökhan Mutlu

Ankara Barosuna kayıtlı avukat (Sicil No: 19638), Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2006 mezunu. Ceza uzlaştırmacısıdır; Adalet Bakanlığı arabulucu siciline ve TÜRKPATENT marka vekilliği siciline kayıtlıdır. Ankara Barosu CMK Merkezi, Bilişim Kurulu ve Fikri Mülkiyet ve Rekabet Kurulu üyesidir.

Bu inceleme 4 Kasım 2026 tarihinde hazırlanmıştır. Kararın tam metni için resmî kaynağa başvurulmalıdır.

Somut durumunuz için hukuki değerlendirme

Bir kararın dosyanıza uygulanıp uygulanamayacağı olayların ayrıntısına ve usul aşamasına bağlıdır. Dosyanızı bir avukatla birlikte değerlendirmeniz önemlidir.

Telefon: 0 532 714 50 45 · E-posta: bilgi@ahmetgokhanmutlu.av.tr · İletişim ve adres bilgileri

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır, somut durum için hukuki danışmanlık alınmalıdır.