Çocukların Cinsel İstismarı (TCK 103): Cezası, Soruşturma Süreci ve Mağdur Hakları
Bu yazıda ele alınan konular
İlgilendiğiniz bölüme doğrudan geçebilir veya makaleyi baştan sona okuyabilirsiniz.
- Çocukların cinsel istismarı nedir?
- Yaş ve algılama yeteneği nasıl belirlenir?
- Çocukların cinsel istismarı cezası ne kadar?
Çocukların cinsel istismarı, TCK m. 103’te düzenlenen ve on beş yaşından küçük çocuğa yönelik her türlü cinsel davranışı, daha büyük çocuklarda ise cebir, tehdit veya hileye dayanan cinsel davranışı kapsayan suçtur. Temel şeklin cezası sekiz yıldan on beş yıla kadar hapistir. Sarkıntılık düzeyinde kalırsa ceza üç yıldan sekiz yıla kadardır. Soruşturma kural olarak şikâyet beklenmeden yürür ve uzlaştırma yapılamaz.
Şüphe çoğu zaman bir öğretmenin, bir hekimin ya da bir yakının, çocuğun anlattıklarındaki ya da davranışlarındaki değişikliği fark etmesiyle ortaya çıkar. Bu andan sonra atılan adımlar hem çocuğun iyileşmesini hem de delillerin değerini doğrudan etkiler. Bu yüzden ilk başvurunun nereye ve nasıl yapılacağı, ceza aralıklarını bilmek kadar önemlidir.
Kısaca
- Temel ceza 8–15 yıl hapis; sarkıntılık düzeyinde kalan hâlde 3–8 yıl hapis (TCK m. 103/1).
- Mağdur 12 yaşından küçükse alt sınırlar yükselir; organ veya cisim sokulmasında ceza en az 16, 12 yaş altında en az 18 yıldır.
- Soruşturma re’sen yürür; tek istisna sarkıntılık düzeyinde kalan ve faili çocuk olan hâldir.
- Mağdur çocuğa talep aranmadan barodan avukat görevlendirilir; ifade uzman eşliğinde alınır.
- 7593 sayılı Kanun TCK m. 103’ü değiştirmedi; çocuk failler ve koşullu salıverilme hesabında yeni kurallar getirdi.
Çocukların cinsel istismarı nedir?
TCK m. 103/1 “çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi”yi cezalandırır ve istismarın ne olduğunu iki grup üzerinden açıklar. Kanun on sekiz yaşını doldurmamış herkesi çocuk kabul eder. Hangi gruba girildiği, çocuğun yaşına ve fiilin anlamını kavrayıp kavrayamadığına göre belirlenir.
Birinci grup (m. 103/1-a), on beş yaşını tamamlamamış çocuklar ile on beş yaşını tamamlamış olsa bile fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklardır. Bu çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış istismardır. Çocuğun görünürdeki kabulü, direnmemesi ya da sessiz kalması sonucu değiştirmez.
İkinci grup (m. 103/1-b), 15–18 yaş aralığında olup algılama yeteneği gelişmiş çocuklardır. Bu çocuklara karşı cinsel davranışın istismar sayılması için cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayanması gerekir. Bu unsurlar yoksa ve fiil cinsel ilişki boyutundaysa olay reşit olmayanla cinsel ilişki (TCK 104) kapsamında değerlendirilir.
Yaş ve algılama yeteneği nasıl belirlenir?
Yaş kural olarak nüfus kaydıyla belirlenir. Kayıt ile gerçek yaş arasında ciddi bir tereddüt varsa tıbbi yaş tespitine başvurulabilir. Algılama yeteneği ise hukuki bir kavram olmakla birlikte tıbbi ve psikolojik değerlendirme gerektirir; bu nedenle soruşturmada çoğunlukla adli tıp veya uzman raporu alınır. Örneğin on altı yaşında ama gelişimsel bir yetersizliği bulunan bir çocuk, rapora göre birinci gruba dâhil edilebilir.
Dört suçun genel karşılaştırması için cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar yazımıza bakılabilir. Orada yetişkinlere yönelik cinsel saldırı ile çocuklara yönelik fiiller arasındaki farklar tek tabloda gösteriliyor.

Çocukların cinsel istismarı cezası ne kadar?
Çocukların cinsel istismarı cezası, fiilin niteliğine ve çocuğun yaşına göre değişir. Aşağıdaki tablo 26 Eylül 2026 itibarıyla yürürlükteki m. 103 metnine göre hazırlanmıştır. Görevli mahkeme sütunu, 5235 sayılı Kanun m. 12’deki “on yıldan fazla hapis” ölçütüne dayanan genel kuraldır.
| Durum | Kanundaki ceza | Görevli mahkeme (kural) |
|---|---|---|
| Temel şekil (m. 103/1, 1. cümle) | 8–15 yıl hapis | Ağır ceza |
| Sarkıntılık düzeyinde kalan istismar | 3–8 yıl hapis | Asliye ceza (103/3–4 artırımları görevi değiştirmez, 5235 m. 14) |
| Mağdur 12 yaşından küçük | İstismarda en az 10, sarkıntılıkta en az 5 yıl | Ağır ceza / asliye ceza |
| Organ veya cisim sokulması (m. 103/2) | En az 16 yıl hapis | Ağır ceza |
| m. 103/2 ve mağdur 12 yaşından küçük | En az 18 yıl hapis | Ağır ceza |
| Bitkisel hayat veya ölüm (m. 103/6) | Ağırlaştırılmış müebbet hapis | Ağır ceza |
Sarkıntılık (ani, kısa süreli ve süreklilik göstermeyen temas) kanunda tanımlanmamıştır. Temel şekil ile sarkıntılık arasındaki ayrım istismar cezasını neredeyse iki katına çıkarabildiği için olayın süresi, yoğunluğu ve tekrarlanıp tekrarlanmadığı ayrıntılı biçimde tutanağa geçirilmelidir. Bu ayrım basit cinsel istismar ve sarkıntılık yazımızda ayrıca ele alındı.
Çocukların cinsel istismarı dosyalarında fail birden fazla fiil işlemişse istismar cezası her fiil için ayrı ayrı hesaplanabileceği gibi, aynı çocuğa karşı bir suç işleme kararıyla değişik zamanlarda tekrarlanan fiillerde TCK m. 43/1 uyarınca tek ceza verilip dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. 2005’te yapılan değişiklikle cinsel istismar, zincirleme suç hükmünün uygulanmadığı suçlar listesinden çıkarılmıştır.
Cezayı artıran nitelikli hâller (TCK 103/3–6)
TCK m. 103/3, suçun belirli koşullarda işlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezanın yarı oranında artırılmasını öngörür. Bu hâllerin ortak noktası, çocuğun faile karşı daha savunmasız olmasıdır. Kanun özellikle güven ilişkisinin kötüye kullanılmasını ağır bir haksızlık olarak görür.
- Birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi (m. 103/3-a),
- Toplu yaşam ortamlarının sağladığı kolaylıktan yararlanılması, örneğin yurt veya pansiyonda (m. 103/3-b),
- Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısmına karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından işlenmesi (m. 103/3-c),
- Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile, sağlık hizmeti veren ya da bakım ve gözetim yükümlüsü tarafından işlenmesi (m. 103/3-d),
- Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması (m. 103/3-e).
M. 103/4 ayrı bir artırım sebebi daha içerir. İstismar, birinci gruptaki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da ikinci gruptaki çocuklara karşı silah kullanılarak gerçekleştirilirse ceza yeniden yarı oranında artırılır. İkinci gruptaki çocuklarda cebir ve tehdit zaten istismarın unsuru olduğundan, bu grup için artırım yalnızca silah kullanılmasına bağlanmıştır.
Cebir ve şiddetin kasten yaralamanın ağır neticelerine yol açması hâlinde kasten yaralama hükümleri ayrıca uygulanır (m. 103/5). Suç sonucunda çocuğun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası öngörülür (m. 103/6).
İhbar ve soruşturma süreci nasıl işler?
Çocukların cinsel istismarı şüphesi kolluğa, Cumhuriyet başsavcılığına ya da Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı birimlerine bildirilebilir. Kanun bazı kişilere bildirim yükümlülüğü de yükler. İşlenmekte olan bir suçu bildirmemek TCK m. 278’de suçtur ve mağdur on beş yaşını bitirmemiş bir çocuksa ceza yarı oranında artar. Görevi sırasında suç belirtisiyle karşılaşan sağlık mesleği mensubunun bildirmemesi m. 280’de, suçu göreviyle bağlantılı olarak öğrenen kamu görevlisinin bildirmemesi m. 279’da ayrıca yaptırıma bağlanmıştır.
Başvurudan sonra savcılık çocuğun güvenliğini sağlayacak adımları önceler, ardından delilleri toplar. Adli tıp muayenesi, kamera kayıtları, mesajlaşmalar ve çocuğun olayı ilk anlattığı kişilerin beyanları bu delillerin başında gelir. Şüpheli hakkında gözaltı, adli kontrol veya tutuklama tedbirine başvurulabilir. Mesaj veya sosyal medya üzerinden kurulan temaslarda dijital inceleme de yapılır.
Temas içermeyen, yalnızca söz veya mesajla gerçekleşen cinsel amaçlı davranışlar ise çoğu durumda istismar değil çocuğa karşı cinsel taciz (TCK 105) olarak değerlendirilir. Bu ayrım cezayı ve şikâyet kuralını doğrudan değiştirir. Yeterli şüphe oluşursa iddianame düzenlenir ve dava tabloda gösterilen görevli mahkemede açılır.
Soruşturmanın adımları
- Güvenliğin sağlanması. Tehlike aile içindeyse çocuk hâkiminden acil korunma kararı istenir; kolluk gerekli önlemi derhâl alabilir (5395 s. Kanun m. 9 ve 31/5).
- Avukat görevlendirilmesi. Vekili olmayan çocuk için barodan avukat istenir; talep şartı yoktur.
- İfade. Çocuğun beyanı uzman eşliğinde, m. 103/2 dosyalarında ise bu amaçla hizmet veren merkezlerde kayıt altına alınarak bir kez alınır.
- Adli tıp ve dijital deliller. Muayene, kamera kayıtları, telefon ve sosyal medya incelemesi yapılır.
- İddianame. Yeterli şüphe varsa dava açılır; kovuşturmada çocuğun yeniden dinlenmesi ancak zorunluluk varsa gündeme gelir.
Uygulamada çocukların cinsel istismarı dosyalarında en sık karşılaşılan sorun, çocuğun resmî ifadeden önce birçok kişiye ayrı ayrı anlatmak zorunda kalmasıdır. Aile, okul ve sağlık personeli çocuğa yalnızca güvende olduğunu hissettirmeli, ayrıntıyı ise uzmanlara bırakmalıdır. Böylece çocuğun yükü azalır, beyanın kendiliğindenliği de korunur.
Mağdur çocuğun hakları ve ifadesi
Çocukların cinsel istismarı davalarında kanun, mağdur çocuğun yargılama sürecinde yeniden örselenmesini önlemek için özel güvenceler öngörür. CMK m. 234/2 ve 239/2 uyarınca vekili bulunmayan çocuk mağdur için istem aranmaksızın barodan avukat görevlendirilir. Bu görevlendirme aile için ücretsizdir ve çocuğun sürecin başından itibaren hukuki destek almasını sağlar.
CMK m. 236/2’ye göre suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için zorunluluk bulunmadıkça tanık olarak yalnızca bir kez dinlenir. Dinleme sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bulundurulur (m. 236/3). Savcı veya hâkim gerekli görürse ifade, şüpheliyle yüz yüze gelinmeden özel ortamda uzmanlar aracılığıyla alınır (m. 236/4).
M. 103/2 kapsamındaki suçlarda çocuğun soruşturma evresindeki beyanı, bu amaçla hizmet veren merkezlerde savcının nezaretinde uzmanlarca alınır; beyan ve görüntüler kayda geçirilir (m. 236/5). Kovuşturma evresinde çocuğun yeniden dinlenmesi ancak zorunluluk varsa ve yine bu merkezlerde yapılabilir. Kayıtlar dosyada gizli tutulur ve kimseye verilmez (m. 236/7).
Çocuk hakkında ayrıca Çocuk Koruma Kanunu kapsamında danışmanlık, eğitim, sağlık veya bakım gibi koruyucu ve destekleyici tedbirlere karar verilebilir. Tehlike aile içindeyse çocuk hâkiminden acil korunma kararı istenebilir. Çocuğun kimliğinin başkalarınca belirlenememesi için önlem alınması da kanunun temel ilkeleri arasındadır (5395 s. Kanun m. 4/1-l).
Aileler için. Çocuğu yönlendirici sorularla sorgulamamak, anlattıklarını sakin biçimde dinlemek ve vakit kaybetmeden kolluğa ya da savcılığa başvurmak en sağlıklı yoldur. Çocuğun olayı defalarca farklı kişilere anlatmak zorunda kalması hem onu yorar hem de ifadenin değerini zayıflatabilir.

Şikâyet, uzlaşma ve zamanaşımı kuralları
Çocukların cinsel istismarı suçunda soruşturma ve kovuşturma kural olarak re’sen (şikâyet beklenmeden, kendiliğinden) yürütülür. Aileden ya da çocuktan şikâyet gelmesi gerekmez; şikâyetin geri alınması da dosyayı kapatmaz. Kanun tek bir istisna tanır: istismar sarkıntılık düzeyinde kalmışsa ve fail de çocuksa soruşturma ve kovuşturma mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır (m. 103/1).
Uzlaştırma, cinsel istismar dosyalarında mümkün değildir. CMK m. 253/3 uyarınca cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, şikâyete bağlı olsalar bile uzlaştırma yoluna gidilemez. Genel uzlaştırma kuralları için ceza davalarında uzlaştırma yazımıza bakılabilir.
Zamanaşımı bakımından mağdur lehine bir kural vardır. TCK m. 66/6’ya göre çocuğa karşı üstsoy veya çocuk üzerinde hüküm ve nüfuzu bulunan kişilerce işlenen suçlarda dava zamanaşımı, çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar. Böylece aile içinde yaşanan ve ancak yıllar sonra anlatılabilen olaylarda da yargı yolu açık kalır.
Fail de çocuksa 7593 sayılı Kanun ne getirdi?
7593 sayılı Kanun 18 Ağustos 2026 tarihli ve 33344 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kanun m. 103’ün metnine dokunmadı; yetişkin failler bakımından ceza aralıkları aynen geçerlidir. Değişiklikler, failin de çocuk olduğu dosyalarda önem taşıyor.
TCK m. 31’deki değişiklikle ceza sorumluluğu bulunan 12–15 yaş grubundaki çocuklar için her fiil başına hapis cezasının üst sınırı yedi yıldan dokuz yıla, 15–18 yaş grubu için on iki yıldan on beş yıla çıkarıldı. 5275 sayılı Kanun m. 107/5 değişikliğiyle, on beş yaşından önce infaz kurumunda geçirilen bir günün koşullu salıverilmede iki gün sayılması kuralı m. 102 ve 103 suçlarında artık uygulanmıyor.
On beş yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme (çocuğun kişisel ve sosyal durumunu gösteren uzman raporu) yaptırılması zorunlu hâle geldi (5395 s. Kanun m. 35/3). Sosyal inceleme yapılmadan düzenlenen iddianame mahkemece iade edilir (CMK m. 174/1-e). Mevzuattaki “suça sürüklenen çocuk” ifadesi de “adli süreçteki çocuk” olarak değiştirildi.
Lehe kanun uyarısı. 7593 ile yükseltilen üst sınırlar önceki metinden ağırdır; 18.08.2026’dan önce işlenen fiillerde TCK m. 7/2 uyarınca lehe olan hüküm uygulanır. Koşullu salıverilmeye ilişkin hükümler TCK m. 7/3’te derhâl uygulanacak infaz kurallarının dışında tutulduğundan, m. 107/5 değişikliği için de suç tarihine göre karşılaştırma yapılmalıdır.

Mahkûmiyetin sonuçları ve çalıştırma yasağı
Yetişkin hükümlüler bakımından çocukların cinsel istismarı suçundan verilen süreli hapis cezalarında koşullu salıverilme oranı dörtte üçtür (5275 s. Kanun m. 108/9). İnfaz hâkimi ayrıca infaz sırasında ve denetim süresinde tıbbi tedavi, tedavi amaçlı programlara katılma, mağdurun oturduğu ve çalıştığı bölgede ikamet etmeme, mağdura yaklaşmama, çocuklarla bir arada olmayı gerektiren ortamlarda çalışmama gibi yükümlülüklerden birine veya birkaçına karar verir. Bu yükümlülükler çocuk hükümlülere uygulanmaz.
1 Mayıs 2026’da yürürlüğe giren ve 7578 sayılı Kanunla Çocuk Koruma Kanunu’na eklenen Ek Madde 1 de önemli bir koruma getirdi. Çocukların cinsel istismarı, cinsel saldırı ve reşit olmayanla cinsel ilişki gibi suçlardan kesinleşmiş mahkûmiyeti bulunanlar okul, okul servisi, kreş, yurt, çocuk kulübü, çocuk spor okulu ve internet kafe gibi yerleri işletemez ve buralarda çalışamaz. Bu iş yerlerinde çalışanlar, çalışabileceklerini gösteren resmî belgeyi altı ayda bir işverene sunar.
Cezaların infazına ilişkin genel bilgi için hapis cezaları yazımıza, soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki hukuki destek kapsamı için ceza hukuku ve ceza muhakemesi hukuku sayfamıza bakılabilir.
Çocukların cinsel istismarı hakkında sık sorulan sorular
Çocuk istismarı şikâyetten vazgeçilirse dava düşer mi?
Hayır, kural olarak düşmez. Çocukların cinsel istismarı re’sen soruşturulan bir suçtur ve aile şikâyetini geri alsa bile soruşturma devam eder. Kanunun tanıdığı tek istisna, fiilin sarkıntılık düzeyinde kaldığı ve failin de çocuk olduğu hâldir. Bu durumda soruşturma mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır ve vazgeçme sonuç doğurabilir.
Çocukların cinsel istismarı cezası kaç yıl?
Temel şekilde ceza sekiz yıldan on beş yıla kadar hapistir. Sarkıntılık düzeyinde kalırsa üç yıldan sekiz yıla kadar hapis öngörülür. Organ veya cisim sokulmasıyla gerçekleşen istismarda ceza on altı yıldan, mağdur on iki yaşından küçükse on sekiz yıldan az olamaz. Güven ilişkisinin kötüye kullanılması gibi m. 103/3 hâllerinde ceza ayrıca yarı oranında artırılır.
On dört yaşındaki çocuğun rızası cezayı etkiler mi?
Hayır, etkilemez. On beş yaşını tamamlamamış çocuğa yönelik her türlü cinsel davranış istismardır ve çocuğun görünürdeki kabulü, direnmemesi ya da sessiz kalması hukuken sonuç doğurmaz. 15–18 yaş aralığında ise cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden bulunup bulunmadığına bakılır. Bu unsurlar yoksa olay TCK 104 kapsamında değerlendirilebilir.
Cinsel istismar davası hangi mahkemede görülür?
Temel şekil ve nitelikli hâller ağır ceza mahkemesinde görülür, çünkü cezanın üst sınırı on yılı aşar. Sarkıntılık düzeyinde kalan istismarın üst sınırı sekiz yıl olduğundan, artırım sebebi yoksa dava kural olarak asliye ceza mahkemesinde açılır. Görev belirlenirken 103/3 ve 103/4’teki artırımlar gözetilmez (5235 s. Kanun m. 14); fiil temel şekil veya 103/2 kapsamında nitelendirilirse dava ağır ceza mahkemesinde görülür. Fail çocuksa çocuk mahkemeleri görevlidir.
Mağdur çocuk için avukat nasıl görevlendirilir?
Vekili olmayan çocuk mağdur için barodan avukat, talep aranmaksızın görevlendirilir (CMK m. 234/2 ve 239/2). Aile, bu görevlendirmenin yapılmasını kolluktan, Cumhuriyet savcılığından veya mahkemeden her aşamada isteyebilir. Hizmet aile için ücretsizdir ve çocuğun sürecin başından itibaren hukuki destek almasını sağlar.
Çocuk kaç kez ifade verir?
Kural olarak bir kez. CMK m. 236/2’ye göre suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk, zorunluluk bulunmadıkça tanık olarak yalnızca bir defa dinlenir. Dinleme sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında bir uzman bulunur. M. 103/2 dosyalarında beyan, bu amaçla hizmet veren merkezlerde savcının nezaretinde uzmanlarca alınır ve kayda geçirilir.
7593 sayılı Kanun istismar cezasını artırdı mı?
Hayır, m. 103’teki ceza aralıkları değişmedi ve yetişkin failler için aynen geçerlidir. 7593 sayılı Kanun (RG 18.08.2026) çocuk failler için TCK m. 31’deki üst sınırları yükseltti. Ayrıca m. 102–103 suçlarında on beş yaşından önce infaz kurumunda geçirilen sürenin iki kat sayılması kuralını kaldırdı. Eski tarihli fiillerde lehe kanun karşılaştırması yapılır.
Mevzuat ve kaynaklar
İlgili makaleler
- Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar Nelerdir? TCK 102–105 Cezaları ve Mağdur Hakları
- Reşit Olmayanla Cinsel İlişki (TCK 104): Cezası, Şikâyet Süresi ve İstismardan Farkı
- Cinsel Taciz Suçu ve Cezası (TCK 105): Mesajla ve İşyerinde Taciz, Şikâyet Süresi
- Basit Cinsel İstismar ve Sarkıntılık (TCK 103/1): Cezası, Farkları ve Görevli Mahkeme

Yazar hakkında
Ankara Barosuna kayıtlı avukat (Sicil No: 19638), Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2006 mezunu. Ceza uzlaştırmacısıdır; Adalet Bakanlığı arabulucu siciline ve TÜRKPATENT marka vekilliği siciline kayıtlıdır. Ankara Barosu CMK Merkezi, Bilişim Kurulu ve Fikri Mülkiyet ve Rekabet Kurulu üyesidir.
Bu yazı 27 Eylül 2026 tarihinde yürürlükteki mevzuata göre gözden geçirilmiştir.
Somut durumunuz için hukuki değerlendirme
Her dosyanın suç tarihi, delilleri ve usul aşaması farklıdır. Süre kaçırmamak ve haklarınızı doğru kullanmak için dosyanızı bir avukatla birlikte değerlendirmeniz önemlidir.
Telefon: 0 532 714 50 45 · E-posta: bilgi@ahmetgokhanmutlu.av.tr · İletişim ve adres bilgileri
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki mütalaa niteliği taşımaz. Somut olayda suç tarihi, deliller ve güncel mevzuat birlikte değerlendirilmelidir.


